Kullanıcı Adı
Şifre
Beni Hatırla
GİRİŞ
Adı: Birinci ayetteki "Tin" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Katade, bu surenin Medenî olduğunu söylemektedir. İbn Abbas'tan iki kavil nakledilmiştir; birincisine göre, bu sure Mekkî'dir.
Adı: Birinci ayetteki "Leheb" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul Zamanı: Bu surenin Mekkî olduğu konusu, müfessirler arasında ihtilaflıdır.
Surenin Adı: Bu sure adını, içinde Sebe kelimesi geçen 15. ayetten alır. Bu da surede Sebe'den (yani Sabiî'lerden) bahsedildiğini belirtmektedir.
Adı: Sure adını birinci ayetinden alır.
Nüzul Zamanı: Bu surenin nüzul zamanı ile ilgili olarak, kesin bir rivayet bulunmamaktadır.
Adı: Sure adını 25. ayetinden almıştır.
Adı: Surenin adı, birinci ayetteki "ashab-ı fil"den alınmıştır.
Nüzul zamanı: Bu surenin Mekkî olduğu konusunda görüş birliği vardır. Surenin tarihî arkaplanı üzerinde düşünülürse Mekke döneminin başlangıcında nazil olduğu anlaşılır.
Adı: Bu surenin adı 4. ayetinden alınmıştır.
Adı: Birinci ayetteki "kadr" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Bu surenin Mekkî mi, Medenî mi olduğu konusunda ihtilaf vardır.
Adı: Sure adını, 21. ayette geçen "... hani o Ahkaf'ta kavmini uyarmıştı..." ibaresinden almaktadır.
Adı: Sure, adını, ikinci ayetinde geçen "Büyük Haber" deyiminden almıştır. Surenin muhtevası ve bahsedilen konular da, surenin bu adı almasına neden olmuştur. Nebe' kelimesinin anlamı "Haber" yani kıyamet ve ahiret gününden haber, demektir.
Adı: Surenin birinci ayetindeki "fecr" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Surenin içeriğinden, Mekke'de İslâm'ı kabul edenlere karşı zulüm başladığı zaman nazil olduğu anlaşılmaktadır. Bu surede Mekkelilere; Ad, Semud, ve Firavn kavimlerinin akıbetleri örnek olarak hatırlatılmıştır.
Adı: İlk kelimesi, sureye ad olarak verilmiştir. Bu surenin ikinci adı birinci ayette geçen el-melaike'dir.
Adı: Surenin ilk kelimesi (Abese) bu sûrenin adı olmuştur.
Nüzul zamanı: Bu sûrenin esbab-ı nüzulu hakkında görüş bildiren müfessir ve muhaddisler, aşağıda zikredilen hâdisenin bu sûrenin nüzuluna neden olduğu konusunda ittifak etmişlerdir.
Adı: Surenin adı, içinde mü'min bir kimseden bahsedilen 28. ayetten alınmıştır.
Adı: Sure adını 1. ayetten almıştır. Ancak bu adın, surenin muhtevasıyla doğrudan bir ilgisi bulunmamaktadır.
Adı: Bu, hem surenin ismidir, hem de başlığıdır ve birinci ayetten alınmadır. Çünkü bu surede kıyamet konusu ele alınmaktadır.
Nüzul Zamanı: Bu surenin nüzul zamanı hakkında herhangi bir rivayet yoktur.
Adı: Bu sure 12-19. ayetlerinde, oğluna verdiği tavsiyeleri zikredilen Lokman el-Hakîm vesilesiyle bu adı almıştır.
Adı: "İhlâs" bu surenin sadece ismi değil, konusudur da. Bu surede hâlis Tevhid beyan edilmiştir. Kur'an'ın diğer surelerinde de kullanılan "ihlas" kelimesi bu sureye isim olmuştur.
Adı: Birinci ayetteki "kafirun" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Abdullah b. Mesud, İkrime, Hasan Basrî bu surenin Mekkî olduğunu söylemektedir.
Adı: Bu surenin adı 71 ve 73. ayetlerde geçen "Zümer" kelimesinden alınmıştır.
Adı: Birinci ayette geçen "el-müzzemmil" kelimesi surenin ismi olmuştur. Muhteva ile pek ilgisi yoktur.
Nüzul Zamanı: Bu surenin iki rukü'su (ayn işareti) ayrı ayrı zamanlarda nazil olmuştur.
Adı: Sure; adını 9. ayetinden almıştır. Bu surede Cuma namazı ile ilgili hükümler beyan edilmiş olmasına rağmen, surede sadece Cuma Namazı işlenmiş değildir. Diğer surelerde olduğu gibi bu ad, bir alâmettir.
Adı: Sure, Rum adını, içinde "ğulibet'ir-Rum" ifadesi geçen ikinci ayetten alır.
Adı: Bu sure, adını, 25. ayetinde geçen "el-Kasas" kelimesinden alır. "Kasas", lugatte, olayları uygunluk sırasına göre zikretmektir.
Adı: Sure, adını birinci ayetten almıştır.
Adı: Sure adını ilk ayette geçen Gaşiye kelimesinden almıştır.
Nüzul zamanı: Muhtevasından da anlaşılacağı gibi bu sure, Mekke'nin ilk dönemlerinde nazil olmuştur.
Adı: Bu sure, adını 2. ayette geçen "Haşr" kelimesinden almıştır.
Adı: Birinci ayetteki "Beyyine" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Bu surenin de Mekkî mi Medenî mi olduğu konusunda ihtilaf vardır.
Adı: Bu surenin adı birinci ayetinden alınmıştır. Fakat bu ad ihtiva edilen şeyin başlığı değildir.
Nüzul Zamanı: Bu surenin ilk yedi ayeti Mekke döneminin henüz başlarında nazil olmuştur.
Adı: Sure adını, bu surenin karınca kıssasının anlatıldığı bir sure olduğunu ima eden 18. ayetteki "vadi'in-neml" ibaresinden alır.
Adı: İlk kelime olan "Rahman", sureye ad olarak verilmiştir. Bu ad, surenin muhtevasıyla da alakalıdır. Zira surenin içinde baştan sona kadar Allah'ın rahmeti ve rahmetinin tezahürleri zikredilmiştir.
Adı: Birinci ayetteki "karia" kelimesi sureye isim olmuştur. Bu, surenin sadece ismi değil, aynı zamanda konusudur da. Çünkü surenin bütün olarak konusu kıyamet ile ilgilidir.
Adı: Surenin adı 38. ayette geçen "şura" kelimesinden alınmıştır.
Adı: Surenin adı birinci ayette geçen A'Iâ kelimesinden alınmıştır.
Nüzul zamanı: Muhtevasından da anlaşılacağı gibi, Mekke'nin ilk dönemlerinde nazil olan surelerden birisidir. 6. ayette geçen "Sana okutturacağız ve sen onu asla unutmayacaksın"
Adı: Sure, adını üçüncü ayetten almaktadır.
Nüzul Zamanı: Muhtevasından bu surenin hemen hemen el-Hakka Suresiyle aynı zamanlarda nazil olduğu anlaşılmaktadır.
Adı: İkinci ayetteki "alak" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Bu sure iki kısma ayrılır. Birinci kısım, "İkra"dan beşinci ayet olan "ma lem ya'lem"e kadardır. İkinci kısım, "Kellâ inne'l-insane le yetğa"dan surenin sonuna kadardır.
Adı: Bu surenin ismi hem ed-Dehr ve hem de el-İnsan'dır. Bu isim, surenin birinci ayetinden alınmadır.
Nüzul Zamanı: Müfessirlerin çoğu bu surenin Mekkî bir sure olduğu kanaatindedirler.
Adı: Başlangıç harfi olan "Kâf"dan alınmıştır. Anlamı, Kâf harfi ile başlayan sure, demektir.
Adı: Sure, adını 10. ayette geçen "Duhan" kelimesinden almıştır.
Adı: Birinci ayetteki "Kureyş" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Dahhak ve Kelbî, bu surenin Medenî olduğunu söylemişlerdir. Ama müfessirlerin büyük çoğunluğu, bu surenin Mekke'de nazil olduğu üzerinde müttefiktirler.
Adı: Bu surenin adı, 10. ayette hicret eden kadınların imtihan edilmesiyle ilgili hüküm dolayısıyla, "Mümtehine" olmuştur. Bu kelime "Mümtehine" ya da "Mümtihine" şeklinde telaffuz edilir. Şayet "t" harfi fetha okunursa, bu kelime "imtihan olunan kadın", kesre okunursa, "imtihan eden sure" anlamına gelir.
Adı: Sure adını, 28. ayette geçen "Casiye" kelimesinden almıştır.
Adı: Surenin adı birinci ayette geçen İnfitar kelimesinden alınmıştır. İnfitar kelimesinin masdarı "yarılmak" anlamına gelir. Bu surede göğün yarılmasından sözedildiğinden dolayı sureye bu isim verilmiştir.
Adı: Sure, ismini ilk ayetinde geçen 'kuvvirat' kelimesinden almıştır. Kuvvirat mâzi-meçhul sigasıdır ve anlamı "dürülmek" demektir. Surede güneşin dürülmesinden sözedildiği için, böyle bir isim almıştır.
Adı: Surenin birinci ayetindeki "Şems" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Üslubtan, bu surenin Mekke döneminin başlangıcında nazil olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu surenin nüzul zamanı, Mekke'de Rasulullah'a muhalefetin şiddetlendiği dönemdedir.
Adı: Surenin adı 9. ayetinden alınmıştır.
Adı: Birinci ayetteki "Duha" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Surenin muhtevasından, Mekke döneminin başlarında nazil olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Adı: Kur'an'ın bu son iki suresi, ayrı ayrı iki sure ise de ve Kur'an'da böyle yazılı olmakla birlikte, aralarındaki yakın ilgi ve konularının yakınlığı nedeniyle iki sureye ortak isim konularak "muavezeteyn" denilmiştir.
Adı: Surenin ilk kelimesi olan "Ez-Zariyat"dan alınmıştır. Zariyat kelimesiyle başlayan sure anlamına gelir.
Adı: Birinci ayatteki "adiyat" kelimesi bu sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Adiyat Suresi'nin Mekkî mi, Medenî mi olduğunda ihtilaf vardır.
Adı: Bu surenin sadece adı değil, konusu da boşanma ile ilgili olduğundan dolayı adı "Talak" olmuştur. Nitekim İbn Mesud bu yüzden, bu sureye "Küçük Nisa Suresi" demektedir.
Adı: Sure adını, ikinci ayetinde geçen Hz. Peygamber'in (s.a.) adından almaktadır. Bu adın yanında surenin meşhur olmuş ikinci bir adı da "Kıtal"dir. Bu isim de surenin kıtalden (savaş) söz eden yirminci ayetinden alınmıştır.
Adı: Sure adını ilk ayetinde geçen Tarık kelimesinden almıştır.
Nüzul zamanı: Bu surenin uslûbu, Mekke'nin ilk dönemlerinde nazil olan surelere benzemektedir.
Adı: Bu sure adını, "Ankebut" (örümcek) kelimesinin geçtiği 41. ayetten alır.
Adı: Birinci ayetteki "nasr" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul Zamanı: İbn Abbas, bu surenin, Kur'an'ın son suresi olduğunu söylemiştir. Yani bundan sonra tam olarak bir sure nazil olmamıştır.
Adı: Birinci ayetteki "leyl" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Bu sure, Şems suresine o kadar benzemektedir ki, sanki bu iki süre birbirlerini tefsir etmektedirler.
Adı : Açılış harfi (sad), surenin adı olmuştur.
Adı: Bu surenin adı "Hamim" ve "Secde" olmak üzere iki kelimeden mürekkebtir. Sure, "Hamim" ile başladı ve bir yerinde "Secde " ayeti geçtiği için "Hamimsecde" adını almıştır �Details... 68 - KALEM SURESİ (18-05-2009 10:52:26) - GİRİŞAdı: Bu sure adını El-Kalem veya En-Nun kelimelerinin geçtiği birinci ayetten almıştır.�Details... 84 - İNŞİKAK SURESİ (04-05-2009 15:22:03) - GİRİŞAdı: Surenin adı ilk ayette geçen 'inşikak' kelimesinden alınmıştır. İnşikak masdardır ve ayrılmak-yarılmak anlamlarına gelir. Bu kelime ile göğün yarılması kastolunmaktadır.�Details... 24 - NUR SURESİ (14-01-2010 10:43:42) - GİRİŞAdı: Sure adını 35. ayetten almaktadır.�Details... 94 - İnşirah Suresi (03-05-2009 10:02:00) - GİRİŞAdı: Birinci ayetteki "inşirah" kelimesi sureye isim olmuştur.Nüzul zamanı: Konusu Duha suresine o kadar benzemektedir ki, bu iki surenin hemen hemen aynı dönem ve şartlarda nazil olduğu anlaşılmaktadır. Abdullah b. Abbas şöyle demiştir: "Bu sure Mekke'de Duha'dan sonra nazil olmuştur."�Details... 83 - MUTAFFİFİN SURESİ (04-05-2009 15:24:54) - GİRİŞAdı: Sure adını birinci ayette geçen 'mutaffifin' kelimesinden almıştır.Nüzul zamanı: Muhtevasından da anlaşılacağı gibi, bu sure Mekke'nin ilk dönemlerinde nâzil olmuştur.�Details... 77 - MÜRSELÂT SURESİ (07-05-2009 19:43:36) - GİRİŞAdı: Bu sure, adını birinci ayette geçen "murselât" kelimesinden almıştır.Nüzul Zamanı: Surenin konusundan, Mekke döneminin başlarında nazil olduğu anlaşılmaktadır.�Details... 25 - FURKAN SURESİ (14-01-2010 10:41:44) - GİRİŞAdı: Sure "Furkan" adını birinci ayetten alır. Daha pek çok surenin adları gibi, bu ad da sembolik olmakla birlikte, ana konuyla yakından ilişki içindedir.�Details... 54 - KAMER SURESİ (07-06-2009 15:03:48) - GİRİŞAdı: Sure, adını birinci ayette geçen "el-Kamer" kelimesinden almıştır.�Details... 43 - ZUHRUF SURESİ (31-08-2009 21:09:42) - GİRİŞ Adı: Surenin adı, içinde "zuhruf" kelimesi geçen 35. ayetten almıştır. �Details... 102 - Tekasur Suresi (02-05-2009 16:16:42) - TEKASÜR SURESİGİRİŞAdı: Birinci ayetteki "tekasûr" kelimesi sureye isim olmuştur.Nüzul zamanı: Ebu Hayyan ve Şevkanî, bütün müfessirlere göre bu surenin Mekkî olduğunu söylemişlerdir.�Details... 49 - HUCURAT SURESİ (15-08-2009 09:05:48) - GİRİŞAdı: Sure adını, dördüncü ayetinden almıştır.�Details... 69 - HAKKA SURESİ (18-05-2009 10:46:38) - GİRİŞAdı: Birinci kelime bu sureye ismini vermiştir.Nüzul Zamanı: Mekke döneminin başlarında nazil olan surelerdendir. �Details... 104 - Humeze Suresi (02-05-2009 15:54:43) - GİRİŞAdı: Birinci ayetteki "hûmeze" kelimesi sureye isim olmuştur.Nüzul zamanı: Müfessirler bu surenin Mekkî olduğunda müttefiktirler. Muhteva ve üsluptan da, Mekke döneminin başlarında nazil olan surelerden olduğu anlaşılmaktadır.�Details... 71 - NUH SURESİ (18-05-2009 10:40:26) - GİRİŞAdı: Nuh, hem surenin ismi hem de konusudur. Başından sonuna kadar bu surede Nuh'un (a.s) kıssası anlatılmaktadır.�Details... 52 - TUR SURESİ (07-06-2009 15:09:43) - GİRİŞAdı: Surenin adı ilk kelimesinden alınmıştır.�Details... 90 - BELED SURESİ (03-05-2009 10:20:21) - GİRİŞAdı: Birinci ayet'teki "beled" kelimesi sureye isim olmuştur.Nüzul zamanı: İçeriği ve üslubu, Mekke döneminin başlangıcında nazil olan surelere benzemektedir. Ama surenin içindeki bir işaret, bu sürenin nüzul zamanının, �Details... 107 - Maun Suresi (02-05-2009 15:34:29) - GİRİŞAdı: Son ayetteki "Maun" kelimesi sureye isim olmuştur.Nüzul zamanı: İbn Merduye, İbn Abbas ve İbn Zübeyr'den bu surenin Mekkî olduğu kavlini nakletmiştir. Aynı kavil Atâ ve Cabir'den de mervidir. Ama Ebu Hayyan, el-Bahru'l Muhit'de, İbn Abbas, Katade ve Dahhak'tan bu surenin Medenî olduğunu nakletmiştir.�Details... 37 - SAFFAT SURESİ (26-11-2009 11:00:01) - GİRİŞAdı : Sure adını ilk kelimesi olan "saffat"tan almıştır.�Details... 99 - Zilzal Suresi (03-05-2009 09:32:46) - GİRİŞAdı: Birinci ayetteki "zilzal" kelimesi sureye isim olmuştur.Nüzul zamanı: Bu surenin Mekkî'mi Medenî mi olduğunda ihtilaf vardır. İbn Mesud, Ata, Cabir ve Mücahid bu surenin Mekkî olduğunu söyler. �Details... 53 - NECM SURESİ (07-06-2009 15:06:18) - GİRİŞAdı: İlk kelimesi sureye ad olarak verilmiştir. Fakat "Necm" kelimesinin, surenin muhtevasıyla doğrudan bir ilgisi yoktur.�Details... 103 - Asr Suresi (02-05-2009 15:59:18) - GİRİŞAdı: Birinci ayetteki "asr" kelimesi sureye isim olmuştur.Nüzul zamanı: Mücahid, Katade, Mukatil bu surenin Medenî olduğunu söylemişlerdir. Ancak müfessirlerin çoğu bu sureyi Mekkî kabul etmişlerdir. �Details... 33 - AHZAB SURESİ (26-11-2009 11:21:26) - GİRİŞAdı: Sure el-Ahzab adını 20. ayetten alır. �Details... 108 - Kevser Suresi (02-05-2009 15:30:41) - GİRİŞAdı: Birinci ayetteki "kevser" kelimesi sureye isim olmuştur.Nüzul zamanı: İbn Merduye; Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Zübeyr ve Hz. Aişe'den bu surenin Mekkî olduğunu nakletmiştir. Kelbî ve Mukatil de bu surenin Mekkî olduğunu söylemişlerdir.�Details... 72 - CİN SURESİ (18-05-2009 10:34:59) - GİRİŞAdı: Cin kelimesi, surenin ismi olduğu gibi muhtevasıdır da. Çünkü bu surede cinlerin Kur'an dinlemeleri ve sonra kendi kavimlerine dönmeleri hadisesi açıklanmaktadır.�Details... 79 - NAZİAT SURESİ (04-05-2009 15:53:15) - GİRİŞAdı: Sure adını ilk kelimesi olan Nâziât'tan almıştır.Nüzul Zamanı: Hz. Abdullah İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, bu sure Nebe' Suresi'nden sonra nâzil olmuştur. İlk dönemlerde nazil olduğu surenin muhtevasından da anlaşılmaktadır. �Details... 26 - ŞUARA SURESİ (14-01-2010 10:39:16) - GİRİŞAdı: Sure adını, "şuara" kelimesinin geçtiği 224. ayetten alır.�Details... 85 - BURÛC SURESİ (04-05-2009 15:17:51) - GİRİŞAdı: Surenin adı ilk ayette geçen 'buruc' kelimesinden alınmıştır.Nüzul zamanı: Muhtevasından da anlaşılacağı gibi sure, dinlerinden dönmeleri için Mekkeli müşriklerin müslümanlara şiddetli bir şekilde zulmettikleri ve onlara her türlü azabı reva gördükleri bir dönemde inmiştir.�Details... 63 - MÜNAFİKUN SURESİ (19-05-2009 21:31:24) - GİRİŞAdı: Sure, adını birinci ayetten almıştır. Bu kelime, surenin adı olmakla birlikte, ayrıca surenin muhtevasını da tazammun etmektedir; zira bu surede münafıkların tutum ve davranışları konusunda yorumlar yapılmaktadır.�Details... 58 - MÜCADELE SURESİ (07-06-2009 14:52:58) - GİRİŞAdı: Bu surenin adı "Mücadele" veya "Mücadile" olarak bilinir. Bu ad, surenin ilk ayetinde geçen "tucâdiluke" fiilinden alınmıştır. �Details... 48 - FETİH SURESİ (15-08-2009 09:12:41) - GİRİŞAdı: Surenin adı, ilk ayeti olan "Ey Peygamber biz sana apaçık bir fetih kapısı açtık," ayetinden alınmıştır.�Details... Get This? Newsflash Scroller PRO for Mambo 4.5.1, © 2004 webraydian.com
Adı: Bu sure adını El-Kalem veya En-Nun kelimelerinin geçtiği birinci ayetten almıştır.
Adı: Surenin adı ilk ayette geçen 'inşikak' kelimesinden alınmıştır. İnşikak masdardır ve ayrılmak-yarılmak anlamlarına gelir. Bu kelime ile göğün yarılması kastolunmaktadır.
Adı: Sure adını 35. ayetten almaktadır.
Adı: Birinci ayetteki "inşirah" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Konusu Duha suresine o kadar benzemektedir ki, bu iki surenin hemen hemen aynı dönem ve şartlarda nazil olduğu anlaşılmaktadır. Abdullah b. Abbas şöyle demiştir: "Bu sure Mekke'de Duha'dan sonra nazil olmuştur."
Adı: Sure adını birinci ayette geçen 'mutaffifin' kelimesinden almıştır.
Nüzul zamanı: Muhtevasından da anlaşılacağı gibi, bu sure Mekke'nin ilk dönemlerinde nâzil olmuştur.
Adı: Bu sure, adını birinci ayette geçen "murselât" kelimesinden almıştır.
Nüzul Zamanı: Surenin konusundan, Mekke döneminin başlarında nazil olduğu anlaşılmaktadır.
Adı: Sure "Furkan" adını birinci ayetten alır. Daha pek çok surenin adları gibi, bu ad da sembolik olmakla birlikte, ana konuyla yakından ilişki içindedir.
Adı: Sure, adını birinci ayette geçen "el-Kamer" kelimesinden almıştır.
Adı: Surenin adı, içinde "zuhruf" kelimesi geçen 35. ayetten almıştır.
TEKASÜR SURESİ
Adı: Birinci ayetteki "tekasûr" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Ebu Hayyan ve Şevkanî, bütün müfessirlere göre bu surenin Mekkî olduğunu söylemişlerdir.
Adı: Sure adını, dördüncü ayetinden almıştır.
Adı: Birinci kelime bu sureye ismini vermiştir.
Nüzul Zamanı: Mekke döneminin başlarında nazil olan surelerdendir.
Adı: Birinci ayetteki "hûmeze" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Müfessirler bu surenin Mekkî olduğunda müttefiktirler. Muhteva ve üsluptan da, Mekke döneminin başlarında nazil olan surelerden olduğu anlaşılmaktadır.
Adı: Nuh, hem surenin ismi hem de konusudur. Başından sonuna kadar bu surede Nuh'un (a.s) kıssası anlatılmaktadır.
Adı: Surenin adı ilk kelimesinden alınmıştır.
Adı: Birinci ayet'teki "beled" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: İçeriği ve üslubu, Mekke döneminin başlangıcında nazil olan surelere benzemektedir. Ama surenin içindeki bir işaret, bu sürenin nüzul zamanının,
Adı: Son ayetteki "Maun" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: İbn Merduye, İbn Abbas ve İbn Zübeyr'den bu surenin Mekkî olduğu kavlini nakletmiştir. Aynı kavil Atâ ve Cabir'den de mervidir. Ama Ebu Hayyan, el-Bahru'l Muhit'de, İbn Abbas, Katade ve Dahhak'tan bu surenin Medenî olduğunu nakletmiştir.
Adı : Sure adını ilk kelimesi olan "saffat"tan almıştır.
Adı: Birinci ayetteki "zilzal" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Bu surenin Mekkî'mi Medenî mi olduğunda ihtilaf vardır. İbn Mesud, Ata, Cabir ve Mücahid bu surenin Mekkî olduğunu söyler.
Adı: İlk kelimesi sureye ad olarak verilmiştir. Fakat "Necm" kelimesinin, surenin muhtevasıyla doğrudan bir ilgisi yoktur.
Adı: Birinci ayetteki "asr" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Mücahid, Katade, Mukatil bu surenin Medenî olduğunu söylemişlerdir. Ancak müfessirlerin çoğu bu sureyi Mekkî kabul etmişlerdir.
Adı: Sure el-Ahzab adını 20. ayetten alır.
Adı: Birinci ayetteki "kevser" kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: İbn Merduye; Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Zübeyr ve Hz. Aişe'den bu surenin Mekkî olduğunu nakletmiştir. Kelbî ve Mukatil de bu surenin Mekkî olduğunu söylemişlerdir.
Adı: Cin kelimesi, surenin ismi olduğu gibi muhtevasıdır da. Çünkü bu surede cinlerin Kur'an dinlemeleri ve sonra kendi kavimlerine dönmeleri hadisesi açıklanmaktadır.
Adı: Sure adını ilk kelimesi olan Nâziât'tan almıştır.
Nüzul Zamanı: Hz. Abdullah İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, bu sure Nebe' Suresi'nden sonra nâzil olmuştur. İlk dönemlerde nazil olduğu surenin muhtevasından da anlaşılmaktadır.
Adı: Sure adını, "şuara" kelimesinin geçtiği 224. ayetten alır.
Adı: Surenin adı ilk ayette geçen 'buruc' kelimesinden alınmıştır.
Nüzul zamanı: Muhtevasından da anlaşılacağı gibi sure, dinlerinden dönmeleri için Mekkeli müşriklerin müslümanlara şiddetli bir şekilde zulmettikleri ve onlara her türlü azabı reva gördükleri bir dönemde inmiştir.
Adı: Sure, adını birinci ayetten almıştır. Bu kelime, surenin adı olmakla birlikte, ayrıca surenin muhtevasını da tazammun etmektedir; zira bu surede münafıkların tutum ve davranışları konusunda yorumlar yapılmaktadır.
Adı: Bu surenin adı "Mücadele" veya "Mücadile" olarak bilinir. Bu ad, surenin ilk ayetinde geçen "tucâdiluke" fiilinden alınmıştır.
Adı: Surenin adı, ilk ayeti olan "Ey Peygamber biz sana apaçık bir fetih kapısı açtık," ayetinden alınmıştır.
Fitnenin kökü kazınıp Allah'ın dini kesinlikle egemen oluncaya kadar onlarla savaşınız. Eğer yaptıklarından vazgeçerlerse, hiç şüphesiz Allah onların ne yaptıklarını görür. (Enfal 39)
Azgın, sapık, kötülük ve sapıklık önderi, zorba, şeytan, put, puthane, kâhin, sihirbaz. Allah'ın hükümlerine sırt çeviren kişi ve kuruluşların tümü. Arapça "Teğa" kökünden türetilmiş olup kelimenin masdarı olan "Tuğyan" Allah Teâlâ'ya isyan etmek anlamına gelmektedir.
Fısk: Kur'an öncesi metinlerde, meyvenin filizlenmesi, kabuğundan çıkması, hayvanların, özellikle de farenin yuvasından çıkması anlamına gelir. Kur'an, bu kelimenin anlam çerçevesini genişleterek, insanların ve başka varlıkların emirden ve yoldan çıkması anlamında kullanmıştır.
Fitne kelimesi küfür, azgınlık, sapıklık, günah, rüsvalık, ayrılık, birisini azdırmak, delilik, iç ihtilaf ve kargaşa, kavga, kalbin bir şeyi fazlaca beğenip, ona meyletmesi, hoşuna gitmesi, bela, azap, musîbet... gibi anlamları vardır. (Abdü'r-Raûf el-Mısrî, Mu'cemü'l-Kur'an, Beyrut, 1367 /1948, II, 71; İbnü'l-Manzûr, Lisanü'l Arab, Beyrut 1698 XIII. 317 vd) Aynı zamanda insanlar arasında meydana gelen ihtilaf, ihtilâl, eşkiyalık ve kavgaya da denir. Bazı hadis ve ayetlerde söz konusu kelime daha ziyade bu manadadır. (Tecrid-i Sarih Tercemesi, XII, 290)
İrşad etmek, doğru yolu göstermek, rehberlik yapmak. Zıddı; Saptırmak, yanıltmak, dalâlete düşürmektir. Hidâyet kelimesi (HDY) kökünden bir mastar olup terim olarak; küfür, şirk ve sapıklıklardan kurtularak, İslâm'ın aydınlık yoluna girmektir.
Tarihin esasına, nakle ve ancak ilmî kaynakların tesbit edeceği birçok asırların tecrübelerine, daha doğrusu Allah’ın tayin edip indirdiği delillere bağlı olan hükümlerde geçmişi büsbütün atmak ve ondan habersiz olarak hep yeni şeyler aramak doğru değildir.
Hamd, Alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. Salâtü Selâm, Rasûlullah'ın, Ehlinin, Sahabesinin ve de kıyamete kadar, onları dost edinenlerin üzerine olsun...
Tevhidin şirkle olan savaşı, Nûh Aleyhisselâm'ın kavmini, putlardan sakındırıp sadece Allah'a ibadete davet ettiği günden beri devam etmektedir.
Birlik, birlemek. Allah'ın varlığını, birliğini, tüm yetkin niteliklerin kendisinde toplandığını, eşi ve benzeri bulunmadığını bilmek ve buna inanmak. Bu bilgi ve inanç en özlü biçimde "Lâ İlâhe İllallah' (Allah'tan başka ilah yoktur) cümlesiyle ifade edilir. Bu nedenle bu cümleye tevhid kelimesi (kelime-i tevhid) denir. Tevhid kelimesini manasını bilerek söyleyen ve buna inanan kişi mümin ve muvahhid adını alır.
Yolunu şaşırma; kaybolma; azma; sapkınlık ve batıla yönelme. Ayrıca, helâk olmak, batıl şey ve unutmak mânâlarına geldiği gibi bilerek veya bilmeyerek, az veya çok doğru yoldan sapmak anlamlarına da gelir. Nitekim "dâll" ve "dalâl" hem peygamberler hem de kâfirler için kullanılmıştır:
Câhiliyye; lügatta "bilgisizlik" mânâsına gelir, ilmin zıddıdır. Beyinsizliği ve hamâkati (ahmaklık) de içine alır. Genellikle İslâm'ın hâkim olmasından önceki hayatı içine alır. İslâm'ın ortaya çıkmasından önceki küfür ve sapıklık hali anlamında kullanılır. Istılah olarak: "Allah'ın indirdiği hükümleri ve bilgileri kabul etmeyip bunların yerine insanlar tarafından konulan hükümlere, düşüncelere ve sistemlere inanmaktır."
Yüce Allah'ın güzel isimlerinden biri. Sözlükte "Rabb" kelimesi mâlik, yaratıcı, sâhip, bir şeyi ıslâh eden, terbiye eden, efendi anlamlarını ifade etmektedir.
Şirki ve tevhidi tam değerlendirmek için iyi bilinmesi gereken kavramlardan biri de "ilâh" kavramıdır. Bu kavram iyi bilinmeden şirk de yeterince anlaşılmaz. Tevhid kelimesinin içinde yer alan bu kavram, iman ile şirk (ortak koşma) arasındaki farkı ortaya koyar.
Demokrasi, bilindiği gibi batı kültürünün ürünü olan bir sistemdir. Batı medeniyetinin en önemli özelliği, insanın kendini ilahlaştırarak, Allah'a başkaldırması, nefse, hevâya ve şeytana tâbi olmasıdır. Demokrasi anlayışında da bu özelliği görürüz: Yüce Allah'ın nizamını kabul etmeyip, yönetimde insanların hüküm koyması ve Allah'ın indirdiğini bırakıp kendi hükümleriyle kendilerini yönetmek istemeleridir.
Kelime anlamı itaat etmek, boyun eğmek, tapmak, kulluk etmek, küçüklüğünü kabul etmek demektir. Şer'i anlamı ise, Allah'ın sevdiği, emrettiği, kabul ettiği ve razı olduğu bütün gizli-açık amel ve sözlerdir.
Örtmek veya şükrünü yerine getirmeyerek erişilen nimeti örtmek, nankörlük etmek. Bundan dolayı arapçada karanlığı ile her şeyi örttüğü için geceye kâfir (örten) denmiştir. Terim olarak küfür, imanın zıddı yani imansızlıktır. Başka bir deyişle Allah'ın varlığını ve birliğini, peygamberliği, Hz. Muhammed'in Allah katından getirdiği kesin olarak belli olan şeyleri inkâr etmektir.
İslâm'ın yükselmesi, korunması ve yayılması için her türlü çalışmada bulunmak, uğraşmak, gayret sarfetmek ve bu yolda sıcak ve soğuk savaşa girmektir. Daha açık bir ifade ile Allah (c.c.) tarafından kullarına verilmiş olan bedenî, malî ve zihnî kuvvetleri Allah yolunda kullanmak, o yolda feda etmektir.
Her kavrama kendine has bir yorum getiren İslâm dini, hâkimiyet konusunda da İslâmî olan ve olmayan ayrımını gözetir. Kurân-ı Kerim, İslâmî ve câhilî olmak üzere iki tür hâkimiyet olduğunu kaydeder:
"Yoksa onlar (İslâm öncesi) câhiliyye hükmünü (idaresini) mü istiyorlar? İyi anlayan bir topluma göre, hükmü, hükümranlığı Allah'tan daha güzel kim vardır?" (5/Mâide, 50)
Dünyevî talebi bulunmayan, yani şeriatini hâkim kılmak, şeriatine uygun hukuk, iktisat, ahlâk, devlet, sosyal hayat, toplumlararası ya da devletlerarası ilişkileri bulunan bir sistemi hâkim kılmak ve..
Kıyamet'te herkese dünyada yaptıklarının karşılığının verilmesi, "Eğer siz ceza görmeyecek (din kökünden: "Medînin") olsaydınız..." (el-Vâkıa, 56/86) âyetinde olduğu gibi "iyi ya da kötü karşılık" anlamında; şâirin, "Ebediyyen onun da benim de "din''im bu mudur?" sözünde olduğu gibi
İş, söz ve davranışlarda gösterişe yer verme; bir iyiliği veya salih bir ameli Allah'ın rızasını kazanmak niyetiyle değil, insanların beğenisi için yapma. Bu davranışta bulunan kimseye riyakâr veya müraî denir.
Korkma, sakınma, Allah korkusuyla günahtan kaçınmakta, Allah'ın emir ve yasaklarına uymakta titizlik gösterme. Allah'ın himâyesine girmek, emrini tutup azabından korunma anlamında Kur'anî bir terim.
Bu şekilde titiz davranan insana, "muttaki" denir. (Rağıb el-İsfahânî, el-Müfredât fi Caribi'l-Kur'an, Mısır, 1961, s. 530)
"Endâd" kelimesi, "nidd"in çoğuludur. Nidd: Misil, denk, eş, benzer demektir. İster tapınılsın veya tapınılmasın ilah yerine konan, tanrı olarak benimsenen Allah'ın dışındaki şeylere denir. Birbiriyle çekişen, tartışan ortaklar için de bu kelime kullanılır.
Tevekkül; Âcizlik gösterme, başkasına güvenip dayanma, Allah'a güvenme, O'nun hükmünün mutlaka meydana geleceğine kesin olarak inanma ve alınması gereken tedbirleri alma anlamında Kur'anî bir terimdir.
Afganistan İslam Emirliği Eylül 2009-Aralık 2009 Operasyonların Raporu. Vilayetlerdeki operasyonlar, imha edilen araçlar ve öldürülen kafir ve mürtedler.